“İYİ” Programcı Nasıl Olunur!

Uzun zaman oldu birşeyler yazmayalı (5 ay)… Askerlik öncesi elimdeki işleri düzene sokmayla, yarım kalanları kemale erdirmeyle geçirdim şu 5 ayı “çok yoğun bir şekilde”. Sonunda bittide! Biraz boşta kalınca yine yazasım geldi, blog sayfamı hatırladım ve yazayım yine birşeyler dedim ;) . İşin aslı hiç unutmamıştım burayı ama sadece bir ziyaretci edası ile girip yeni birşeyler varmı diye bakıyordum… :D

“Okadar durdun, seni dinledik Linux kurduk, senden hizmet ve yazı beklerken biz, sen ne halt yemeye bize böyle bir konuda yazı yazıyorsun” diyenler çıkacaktır. Evet haklısınız ama bu sadece ısınma turundan ibaret. Linux hakkında da yazılar yazacağım. Ama önce bu iyi programcı nedir, niye olur, kimdir, benzeri, “sorması basit” ama “cevaplaması kastıran” kiplere bir yaklaşımda bulunmak istiyorum.

Aslında içerik öyle sandığınız gibi değil! :). Geçenlerde kendime ait bir projemi kurumsallaştırıp yeniden tasarladık ve programladık. Faydalı Siteler içinde rahatlıkla görüp tıklayabileceğiniz bir site bu aynı zamanda. ResimlerimNETTE.com sitesi. http://www.resimlerimnette.com adresinden giriş yapabilirsiniz. Her neyse, siteyi 1′den fazla kişi tasarlayıp programlarken haliyle fikir çatışmaları veya detaycı fikirlerde yanında projeye eşlik ediyor. İşte öyle bir anda çok fazla kere “optimizasyon’dan dolayı”, “hızlı çalışması için” veya benzeri kombinasyonlarda “hız” ve “optimizasyon” kelimelerini kullandığımı farkettim.

Toplantı sonunda herkez kendince düşünceli, kafasında planlar yapıyor ve ortamda bir sessizlik hakim. O sırada kafama “Ben nasıl ‘İYİ’ programcı oldum!” sorusunun cevabı dank etti. Bu arada kendimle övünmüyorum hiç huyum değildir. Çevrem “sen iyi bir programcısın diyor” ben onları dayanak alarak ‘İYİ’ bir programcı olduğumu düşünüyorum, gerçi orada nüans olarak “sen iyi bir insansın, es kaza programcıda olmuşsun ama olsun” da demeye çalışılıyor olabilirler veya “kişilik olarak harika bir insan ama programcı işte” gibi bir yaklasımda olabilir, neyse… Ben vurgulanmak istenen şeyin “yazdığım yazılımların iyi olduğunu” kısmı olduğunu düşünüyorum :) . Sadede geleyim, elimizdeki yazılım desteği ve web sitelerinin çalıştığı donanımların teknik özellikleri dikkate alındığında, aslında ne kadar yokluk içinde neler yapmaya çalıştığımızı gördüm. Bu yoklukta veya yetersizlikte, bir yazılımın hızlı çalışması için çok detaylı düşünmeniz gerekiyor. MultiThread yazılım tasarımlarını öyle ince yapmanız gerekir ki, ne makinenin işlemcisi fazla Thread’den dolayı şişip kilitlensin nede fazlaca kuyruk oluşturup hafızadan yesin. Ayrıca bunlara ek olarak, bir yazılım diğer yazılımları perdelememeli, biri diğerinin performansından yememelidir. Ortak olan 3 kuruşluk hafızayı hunharca harcamamalı, işlemciyi fazlaca meşgül edip zaten yeterince yavaş olan windows’u işlemci fakiri bırakmamalıdır. Bunların hepsi birleşipte Pentium IV 2.4 HT işlemcili 2Gb rami olan bir makinede yoğun işlem yapan 12 adet siteyi toplamda 800Mb ile 1.15Gb arası hafıza kullandırarak, 12 sitenin toplam işlemci kullanımınıda %25 i geçmeyecek şekilde ayarlayarak program yazmak insanı ‘İYİ’ programcı olmaya zorluyor.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak zaten cebimdeki ‘0′ sıfır TL ile co-location hizmetini 2004 senesinde almaya başladım ve daha güçlü sunucu gerektirmeden bu makine üzerinde çalıstırabilecegim en fazla siteyi hesaba katarak Solid Web Content Framework’unu geliştirip optimize ettim. Sonrasında’da SWC’ye geliştirilecek yazılımları “hız optimizasyonundan” geçirince sınırlı bandwidth’de sınırlı donanımla hızlı çalışan siteler yapmaya başladım. Resim Paylaşım Sitesi’de işte bu çalışmalar sonucunda çıkmış projelerden biridir sadece.

İşte dostlar, ‘İYİ’ programcı olmak yokluk içinde ince detay hesapları yaparak gerçekleşebiliyor. Elimdeki donanım çok iyi bir donanım olsa, harcayacak param çok olsa, belkide hiç bir yazılımsal optimizasyon için kasmayacak ve lagada lugada bir yazılımcı olacaktım, kim bilir… Yokluk sağolsun, birde yoklukta varlığı bulabilirsek harika olacak…

(Not: Bu yazının resmi ile içeriği ne alaka diyeceksinizdir, evet alakalı değil sadece 10 gün sonra asker olarak vatani görevimi tamamlamak üzere buralardan kısa süreli ayrılacağım, bundan dolayı kendimce böyle bir resim koymak istedim.)

Solid Web Content: Web-UI Framework

Solid Web Content Nedir?

Solid Web Content yani kısaca SWC (sivik diye okunuyor), yazılımsal gücünü, Microsoft .NET dillerinden alan (VB.NET, C#, J#) bir web yazılım geliştirme framework’üdür.

“Pardon anlayamadım biraz açar mısınız?” dediğinizi duyuyor gibiyim. Ozaman size ben kısaca bu framework’ün özelliklerinden bahsedeyim.

Öncelikli olarak SWC, WEB-UI geliştirme diline sahip bir yazılım platformudur. Yani ASP.NET’in saçma sapan tag yapısı ile uğraşmadan WEB-UI geliştirebilirsiniz, diğer yandan .NET dillerini kullanarak bu WEB-UI’a hakim olabilirsiniz. Buradaki temel amaç zaten ASP.NET’in bazı konulardaki zorluklarını aşmaktır.

Yazılımın belli başlı özelliklerini ayrıntılı olarak açıklamadan önce maddeler halinde bu özelliklerin neler olduğu hakkında bir ön bilgi verelim.

  1. ASP.NET’den %50 - %70 oranında daha hızlı sayfa oluşturma yapar.
  2. Internet Gezgini desteği ile ASP.NET’den %50 - %300 oranında daha hızlı sayfa yayını yapar.
  3. Bütünleşik “Gerçek” tema desteği vardır.
  4. Bütünleşik çoklu dil desteği vardır.
  5. Bütünleşik HTTPRequest (AJAX Benzeri) özelliği vardır.
  6. Bütünleşik Güvenlik (Authentication) desteği vardır.
  7. Gerçek “Plugin, Addon” desteği vardır. Tam modülerdir.
  8. WEB-UI dili çok basittir.
  9. Hersayfa için bir codebase dosyasına gerek yoktur. Bir yerde kullanılan kod başka sayfaya Copy-Paste yaparak rahatlıkla taşınabilir. Kod ile oynamanıza gerek yoktur.
  10. Tüm sayfalarınızı ve kodlarınızı sadece bir dosya haline getirip, şifreleme desteği vardır. Böylece kimse sizin kodlarınız veya sayfa tasarımlarınız ile oynayamaz. Yani WEB-UI Compile özelliği vardır. Tüm kaynak kodları gizlenebilir.
  11. Bütünleşik Release-Debug sistemi ile yazılımdaki hataları gizleyebilirsiniz.
  12. Bütünleşik Log sistemi ile bütün hatalar Log dosyalarında en ince ayrıntısına kadar tutulur. Kullanıcı sitede hata olduğunu anlamadan sizin hatadan haberiniz olur.
  13. Yazılım geliştirme sürenizi yarı yarıya kısaltır.

Bu yazının devamını oku »

Linux Kurulumu Bölüm 5: Ubuntu Linux Kurulumu

Kuruluma başlamadan önce bir kez daha Linux kurmak istediğinize emin olmanızı istiyorum. Şimdi kutsal kitabın üzerine sağ elinizi koyup, ilk aksaklıkta Linux’ü kaldırmayacağınıza ve sonuna kadar Linux’ü kurup kullanacağınıza yemin ediniz.

Linux Kurulumu Bölüm 1: Bilinmesi Gerekenler
Linux Kurulumu Bölüm 2: 64 vs 32 bit Linux
Linux Kurulumu Bölüm 3: Bazı Gerçekler
Linux Kurulumu Bölüm 4: Oyun Sorunsalı

Daha önceden yazdığım yazıları (yukarıda linklerini verdim) noktasına ve virgülüne kadar okumanızı tavsiye ediyorum. Sonra “aaa ben bunu bilmiyordum.” derseniz karışmam.

Sisteminize UBUNTU 8.10 Linux kurulumu yapılacaktır. Aşağıdaki linkten bu Linux’ü indirebilirsiniz.

Ubuntu Linux İndirme Sayfası

İndireceğiniz versiyonun 32-bit olmasına dikkat ediniz. 64-bit Linux versiyonuna ihtiyacınız olmadığını tekrar etmek istiyorum.

Şimdi gelelim kuruluma!

Bu yazının devamını oku »

Kolay ve Hızlı Not Tutma: SolidNotes

Herkez bilgisayarında kısa notlar alacak bir programa ihtiyaç duyar. Kimisi Notepad açıp bir Text dökümanına kayıt yapar, kimisi harici programlar kullanır. Ama bir şekilde o not bilgisayarda tutulur.

Bazen bir notu bulmak için bayagı vakit harcayabilirsiniz. Nereye kaydettim, ismi neydi şeklinde. Herkeze olmuyorsada bana bu tür şeyler zamanında oluyordu. Bir çok program indirdim, kurdum kullandım ama sadeliği ve basitliği olan bir not programı bulamadım. Neredeyse hepsinde alarm özelliği, yok ajanda, komplike ekranlar falan falan… Yani amacım sadece not tutmak, başlık ve içerik bitti gitti! başka bir özellik istemiyorum kardeşim ben!.!.! Ama yok olmaz ille şuda olsun buda olsun, programın geliştiricisi ile “ihtiyacın yoksa kullanmazsın” tarzı yazışmalar.

Sonunda yeter dedim, topu topu 2 not tutacaksın, onun için 10MB dosya indiriyorsun, kuruyorsun… Baktım böyle sıkıntılar çevremdeki arkadaşlarımda da var. Bende olabilecek en sade not tutma programını hazırladım.

Post-IT mantığında çalışan bir program bu! Sadece bir not başlığı ve notun içeriği alanları var. Doldurup kaydediyorsunuz, sileceğiniz zamanda sil tuşuna basıyorsunuz. Gayet basit. Aşağıdaki ekran görüntülerini incelerseniz zaten program hakkında bir fikir oluşacaktır kafanızda.

Önceleri iğrenç sarı bir renk kullanıyordum, daha sonrasında Burak arkadaşım göze hoş görünen bir arabirim çıkarttı, bende yazılıma entegre yaptım. İsterseniz sizde kendi arabirim tasarımını yapabilirsiniz. Program ile birlikte kaynak kodlarınıda vereceğim. Böylece ihtiyacınız olan geliştirmeleri sizde yapabilirsiniz.

Programla ilgili basit bir kaç eklenti koymayı hedefliyorum, fikirlerinizi paylaşırsanız ne gibi ihtiyaçlarınız olduğu konusunda bir noktaya gelebilirim.

Yazılımın çalışabilmesi için;
Windows XP veya yukarısı
.NET Framework v2.0 veya yukarısı

bulunması yeterli.

Yapacağınız kendi geliştirmeleriniz ve yazılım üstündeki değişiklikler için ise;
Windows XP veya yukarısı
Visual Studio 2008 veya yukarısı

bulunması gereklidir.

Yazılımın kaynak kodları SolidNotes_src.rar
Yazılımın kurulum dosyası SolidNotes.rar

Bir kaç adet ekran görüntüsü;

Dosya İsmi Yeniden İsimlendirme: Rename IT!

Bundan yıllar önce netten indirmiş olduğum bir dolu MP3 şarkımın ve manzara resimlerimin dosya isimlerini yeniden isimlendirmek için bir çaba içindeydim. Hazır programlar indirip kullanmış fakat istediğim özelliklere sahip bir yeniden isimlendirme yazılımı bulamamıştım. Sonrasında bende bu işi yapacak basit bir program yazıp kendi işimi kendim görmüştüm.

Ozamanlar .NET Framework v1.1 vardı. Ogün okadar yazıp sonradan da şekillendirmediğim bu programın kaynak kodlarını ve kurulum dosyalarını şimdi burada sizinle paylaşıyorum. Maalesef herhangi bir yardım dosyası bulunmuyor. Ama zaten anlaması kolay bir yazılım. Eğer herhangi bir sıkıntınız olursa Forum’da ilgili yere başlık açmanız yeterli olacaktır. Forum yoluyla sorununuza veya sorunuza yardımcı olmaya çalışacağım.

Eğer isterseniz, programın kaynak kodlarınıda indirip şekillendirebilir ve kendi zevkinize göre dağıtımını yapabilirsiniz. Yaptığınız şekillendirmeyi banada gönderirseniz sevinirim, en azından bende işime yarayan bir özellik eklenmişse kendi makinemde sizin versiyonunuzu kullanabilirim.

Yazılımın çalışabilmesi için;
Windows XP veya yukarısı
.NET Framework v2.0 veya yukarısı

bulunması yeterli.

Yapacağınız kendi geliştirmeleriniz ve yazılım üstündeki değişiklikler için ise;
Windows XP veya yukarısı
Visual Studio 2008 veya yukarısı

bulunması gereklidir.

Yazılımın kaynak kodları Rename_IT!_src.rar
Yazılımın kurulum dosyası Rename_IT!.rar

Bir kaç adet ekran görüntüsü;

Linux Kurulumu Bölüm 4: Oyun Sorunsalı

Linux’un bilgisayar dünyasındaki en büyük eksiğinin oyun olduğu herkez tarafından biliniyordur sanırım. İşin aslı düzmece yönetemlerle bir kaç popüler oyunu Linux altında çalıştırabiliyorsunuz. Fakat grafik konusunda ne kadar tatmin olursunuz orasını bilemem.

Ben kendi deneyimlerimden yola çıkarak şunu gayet net bir şekilde söyleyebilirim ki; Nerede Linux’de oyun oynamak nerede Windows’da oyun oynamak. Eğer Linux’e özel yazılmış bir oyun söz konusuysa ki 2 elin parmakları toplamını geçmez bu oyunlar, ozaman grafik konusunda tam bir şenlik yaşıyorsunuz. Ama WINE emulatorü ile Windows oyununu Linux’de çalıştırayim derseniz, özellikle şu son zamanlarda çıkan oyunları hesaba katarsak, tam bir skandal. Ayrıca oyun içi takılmalarda cabası. Hafıza hatalarına kadar bir çok konuda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Ben Far Cry’ı Linux altında oynayıp bir deneyim dedim, oyunun ortalarında hafıza hatası vermeye başladı. Ayrıca grafik konusunda Windows açık ara öndeydi.

Eğer oynayacağınız oyunlar DirectX manyağı değilse ve eski tarz oyunlarsa (ben şahsen eski oyunları seviyorum) ozaman WINE aracılığı ile sıkıntısız bir şekilde oyunu oynayabiliyorsunuz. Ama gelim Linux altında şöyle gerile gerile Crysis oynayım derseniz, size gülerler…

Bazı eski oyunların direk Linux portlarıda bulunuyor. Eğer aklınızdan çıkmayan bir oyun varsa bunu nette kısa bir arama sonrası bulma ihtimaliniz yüksek. Örneğin benim hastası olduğum Transport Tycoon oyununun direk Linux portu bulunuyor. Buraya tıklayarak bahsi geçen oyunun sitesine gidebilirsiniz.

Size, Linux fanları gibi Linux’un oyun konusunda harika olduğunu falan övemeyeceğim işin aslı. Eğer Oyun oynamak istiyorsanız ve oyun sizin için 2. planda olan bir konuysa ozaman yapacağınız en güzel adım bilgisayarınızı Dual Boot haline getirip ikinci bölümünüze bir adet Windows Vista/XP kurup oyun dünyanızı orada toparlamanız olacaktır. Virtual Machine’lerin DirectX desteğinin olmadığınıda düşünürsek, oyun oynamak için şu anda bundan öte bir başka yöntem yok maalesef…

Şu anda firmalar Linux oyunları için çalışmalarını hızlandırdılar. Linux kaliteli yapıtların çıkmasına gebe durumda. Bence 2 sene gibi bir süre sonunda firmalar Linux’e usulca geçiş yapacaklar, çünkü Windows çıkmazı gerçek anlamda oyun firmalarını rahatsız etmeye başladı. 2 sene gibi bir zaman biçmemin nedeni ise, Windows 7 nin 2009 senesi sonuna doğru piyasada olacağı ve ak mı kara mı ozaman herşeyin anlaşılacağı. PS3 oyunlarının Linux tabanlı OpenGL oyunları olduğunuda düşünürsek, bu oyunların Linux’e port edilmesinin fazla zaman alacağını düşünmüyorum.

Şuan da Linux altında WINE aracılığı ile kusursuz şekilde oynayabileceğiniz Windows oyunlarının listesi için tıklayınız.

Tanıdığım en kral tasarımcıya Teşekkürler!

Sitemin logosunu yapmak için günlerce yılmadan çalışan, canını dişine takan (aslında toplamda 10 dk sürmedi, herifin aklına tasarımsal fikirler çok hızlı geliyor.) Burak Erenoğlu arkadaşıma sitemin konseptine ve sloganına uygun olarak hazırladığı akılcı ve çarpıcı logosu için teşekkür etmek istiyorum. Kendisine tasarımsal işlerin kapısını ben göstermiş olmamın yanında (görsel işlerde tam bir hıyarım), bana tasarım işinin bir yetenek işi olduğunu örneklerle gayet iyi benimsetmiş bir kişidir kendisi. Bu yetenekli arkadaşın Türkiye’de tasarım konusunda güzel bir noktaya geleceğini ümit ediyorum. Umarım artık kendini gösterir ve alemin gerçek kralı olursun.

İletişim için : posta at burakerenoglu.com

Linux Kurulumu Bölüm 3: Bazı Gerçekler

Linux’ü bilen bilmeyen herkezin Linux hakkında bir fikri vardır. Bazıları bilmez kötüler, diğerleri yüceltir. Bazıları yanlış bilgileri ile ileri geri konuşur. İnsanda artık hangisinin ne dediğine inanacağını kestiremez. Bu işin en kolay çözümü “kendin dene ve gör” yaklaşımıdır.

Çevremde okadar çok kişinin Linux hakkında tereddütleri veya idaaları varki saymakla bitmez. Fakat genel olarak Linux’e uzak olan kişilerin birleştiği temel noktalar var. İşte ben bu temel noktalar hakkında biraz konuşmak istiyorum.

Öncelikli olarak; “Linux hiç takılmıyor acayip hızlı Mac OS’dan 5 kat, Windows’dan 10 kat hızlı!” diyen kişileri aydınlatalım. Şunu kesin bir şekilde söyleyebilirim ki ne birinden 5 kat hızlı ne diğerinden 10 kat. Evet genel anlamda hızlı siz bunu farkediyorsunuz ama öyle harikalar yaratacak kadar uçuk şekilde hızlı değil. Ayrıca hiç takılmıyor gibi sallama bir laf daha duymadım. Her işletim sistemi her program takılabilir, bu bilgisayarın doğasında vardır. Sadece eğer bu doğayı iyi bilmiyorsanız “hiç takılmıyor!” diyebilirsiniz. Teknik derinlik yaratmıyacağım ama genel olarak takılmalar kısmi ve işletim sistemini bütünü ile kilitlemeyecek hatta çökmeye götürmeyecek kadar basit genel takılmalardır. Windows’da ki gibi takıldığında kanser etmez veya mavi ekran gösterme gibi bir absürt duruma düşmez. Makinenizdeki mekanik donanım performansı ile doğru orantılı olarak sistem kaynağını çok kullandığı zamanlar bile olabiliyor. Bir makine en hızlı, makinede bulunan en yavaş donanım bileşeninin maksimum hızı kadar çalışabilir. Bunu aklınızdan çıkartmayınız.

Bu yazının devamını oku »

Sonunda Entegrasyonun İlk Adımı Bitti!

Geçen 2 gün boyunca blog paylaşımı için kullandığım wordpress blog scriptinin ve ilerde forum olarak iş görecek phpBB forum scripttinin kullanıcı entegrasyonunu yapmakla uğraştım. Bayağı bir zor oldu iki farklı yazılımın kullanıcı bilgilerini aynı çatı altında toplamak, çünkü programcılığın temelinde olan veya olması gereken; yapısını bozmadan, güvenlik açığı oluşturmadan verilerin birbirleri arasında aktarılmasını ve paylaşılmasını sağlama işi gerçekten sancılı bir iştir. Önce wordpress’i ve scriptti yazan arkadaşın neyi nasıl düşündüğünü, elinizde herhangi bir dökümantasyonunuz olmadan çözüp anlamak ve gerekli geliştirmeyi yapmanız gerekiyor. Diğer yandan aynı iş döngüsünü yine elinizde bir dökümantasyon olmadan phpBB için yapiyorsunuz. Hangisi nerede ne kullanmış, kullanıcı tablosundaki hangi alanlar birbirleri ile uyuşuyorlar, sisteme sanal giriş yapan kullanıcı tanımlamak falan, gözüm pörtledi diyebilirim. Ama diğer yandan bu iki adet iş gören scriptti çözmekte, ilerki zamanlarda yapmayı planladığım modifikasyonlar için iyi bir alt yapı çalışması oldu benim için.

Neyse lafı fazla uzatmayalım. Toplamda 2 gün kastım, sırf siz siteye üye olduğunuzda ve girişinizi yaptığınızda bu üyeliğinizin ve girişinizin tüm site genelinde olmasını sağlamak ve sizi farklı üyeliklerden kurtarmak, sonucunda da giriş yapmak için tekrar tekrar kullanıcı adı ve şifrenizi yazmakla vakit kaybetme durumuna bir son vermekti.

Bu yazımda adları geçtiğinden kullandığım blog ve forum scriptlerini indirebileceğiniz sitelerin adreslerini aşağıda veriyorum.

WordPress - Blog Scripti
phpBB - Forum Scripti

Linux Kurulumu Bölüm 2: 64 vs 32 bit Linux

Bu 32 bit, 64 bit mevzusu sadece Linux konusunda değil aynı zamanda, Windows ve Mac OS konularında da kafa karıştıran bir durumdur. Bundan dolayı önce size 32 bit nedir 64 bit nedir onu anlatayim.

İşlemci içerisinde kayıtlar için üç farklı grup vardır. Bunlar integer, floating point ve diğerleridir. Bu kayıt göstericilerden sadece integer’lar pointer değerlerini (yani bilgisayar hafızasında bulunan program hafıza lokasyonlarını) tutabilirler. 32 bit işlemcilerde bu değer 232‘ye tekabül etmektedir. Yani bildiğimiz 4GB. Bununda anlamı şudur; işlemci en fazla 4GB lık bir hafıza içerisinde adresleme yapabilmektedir. 64 bit de bu değer daha fazla oluyor haliyle… Yani 264‘ye tekabül etmektedir. Buda yakın zaman içinde fiziksel olarak sahip olamayacağımız 16 exabyte hafıza sınırına eş değer oluyor. Eğer kullandığınız makinenizde 4GB’den daha fazla hafıza yoksa kuracağınız versiyon 32 bit’lik versiyon olmalıdır. Buraya kadar okuyup birşey anlamadıysanız size kısaca söyle deyim. 64 bit lik bir program FAZLA YÜK ALTINDA hafızaya daha hakim olduğundan daha performanslı çalışır. Diğer hiç bir durumda 64 bit’in vatana millete bir faydası yoktur.

Eğer siz makinenizde internete girip çıkıyor, e-postalarını kontrol ediyorsanız, oyun oynuyorsanız veya ne bilim profesyonel bir işlerle uğraşmiyorsanız (AutoCAD çizim, Maya ile Film işleme, vb…) kuracağınız versiyonun 32 bit olması gerekir.

Biraz bilgi verelim; Microsoft’un Windows 64 bit’i ile Linux’un 64 bit’i biraz birbirinden farklıdır. Windows 64 makinenizde gerçek 64 bit ortam sağlar ve 32 bit programları emule eder. Yani sanal bir ortam içerisinde 32 bit’lik programları çalıştırır. Linux 64 bit’de 32 bitlik hiçbir veri kabul edilmez ve herşeyin 64 bit olması gerekir. Buna kullanacağınız programlardan tutunda, sisteminize kuracağınız sürücüler dahildir. Linux 64 bit desteği genelde sunucu makineler için hayırlı bir girişim olacağından sisteminize kuracağınız Ubuntu versiyonun 32 bit olması ile ilgilenmenizde fayda olduğunu düşünüyorum.

Ben yinede size Ubuntu sitesinden ulaşacağınız 32 bit ve 64 bit indirme linkini vereyim, fakat aklınızda şunu çıkartmayın, ilerki yazılarda 32 bit’lik Ubuntu kurulumu yapacağız ve o şekilde konfigurasyonunu tamamlayacağız.

Ubuntu 8.04 LTS 32 bit / 64 bit indirme sayfası

←Eski